Ahmet Matia Minguzzi’nin hayatını kaybetmesi, hepimizi derinden yaraladı. Karşı tarafı da çocuk olan kişiler tarafından işlenen bu trajik olay, kamuoyunda haklı olarak büyük bir infial yarattı. Ancak meseleyi yalnızca cezaların ağırlığı üzerinden tartışmak, çocuk adaletinin temel ilkeleriyle çelişmektedir.
Unutmamak gerekir ki çocuklar, çocuk olarak korunmak zorundadır. Suça sürüklenen çocuklar da dahil olmak üzere her çocuğun; onarıcı, öğretici ve ıslah edici bir sistem içinde ele alınması gerekir. Cezaların artırılması çoğu zaman caydırıcı olmaz. Önemli olan etkili ve adil bir ceza sisteminin benimsenmesi, uygulanması ve çocuğun yeniden topluma kazandırılmasının hedeflenmesidir.
Suç çoğu zaman bir semptomdur. Altta yatan asıl neden, genellikle sevgi eksikliği, güven kırıklığı, travma veya öğrenilmiş çaresizliktir. Psikolojik olarak çocukların suça yönelmesinin arkasında çoğunlukla travmalar, ihmal, istismar, yoksulluk ve ilgisizlik gibi kökenler vardır. Bu çocuklar ceza ile değil; anlayışla, destekle ve rehabilitasyonla kazanılabilir. Değerlendirilmesi gereken şey, çocuğun yalnızca yaptığı davranış değil, yaşadığı duygusal ihmal ve geliştirdiği baş etme yollarıdır.

“Suça sürüklenmiş çocuk” kavramı, çocuğun bireysel bir suç kararından çok; aile içi ihmal ve istismar, sosyoekonomik yoksunluk, okuldan kopma, travmatik yaşam deneyimleri gibi faktörlerle suçla karşı karşıya kaldığını kabul eder. Buna karşın “suçlu çocuk” demek, tüm bu bağlamları yok saymak ve suçu çocuğun karakterine indirgemektir. Bu yaklaşım ne bilimsel ne de etik açıdan kabul edilebilir.
Bugün yaşadığımız bu acı tablo, yalnızca bireysel hataların değil, uzun yıllardır süren yoksullaştırıcı, dışlayıcı ve çocukları korumaktan uzak politikaların sonucudur. Çocukları suçla değil, hakla; cezayla değil, destekle karşılamalıyız. Aksi takdirde, sorunu çözmek yerine daha da derinleştirmiş oluruz.
Bizler çocuk hakları savunucuları ve ruh sağlığı uzmanları olarak biliyoruz ki; gerçek adalet ancak çocukları suçtan uzak tutan sosyal politikalarla mümkündür. Şiddetle değil; eğitimle, rehberlikle ve umutla geleceğimizi inşa edebiliriz.




